Çarşamba, Nisan 10, 2019

Pöff

Kayda geçmesi gereken, onlarca duygu düşünce biriktirdim epeydir. Anne oldum mesela, şu kısacık cümle bile çok garip geliyor yazdığımı okuyunca kulağıma. Ama öylesine derin ki kağıda dökmek zorlu bir mücadele. İyisi mi hazır paylaşasım gelmişken, söylemeli yüzeysel bir iki cümle...
Son iki ayı bir makaleyi ve bir projeyi yetiştirmeye çalışarak, en yoğun şekilde ders vererek geçirdim, oralarda değil de bugün bir toplantıda çok bunaldım. Mutlaka bir birikmişliğin sonucudur, ama durmak istediğim yerin, beraber bulunmak istediğim kişilerin, yapmak istediğim işin bu olup olmadığını sorguladım toplantı boyunca. Cevap her zamanki gibi gri, Evet / Hayır demek mümkün olmadığı gibi, çok faktörlü bir yapı eldeki, sahip olması gereken de çok dereceli bir cevap anahtarı. Hava bulutlu, sular bulanık, dünya yalan...

Pazartesi, Nisan 30, 2018

Veda

Aralık 2002'de doğup, birkaç aylıkken sokağımızda buldu kendini bir sokak köpeği,
Deli kız kapıp getirdi evimize, o ara parklarda çok aradık annesini,
Bulamayınca bahçeli bir evi olsun istedik,
Biz ona bahçeli bir ev arayadururken, o fethedip gönülleri yerleşti bize,
Dün, kalbimizden değilse de, evimizden uğurladık kendisini...

Cuma, Mayıs 19, 2017

Grinin 50 Tonu

Grinin 50 tonu müstehcen bir romandan ziyade dünyamı tanımlıyordu.
Siyah beyaz olsaydı her şey daha mı iyiydi acaba?
Şu küçük aklıyla bu kız, alaca bulaca griler arasında neye sevinip ne üzüleceğimi kestiremiyordu.

Not: Aile boyu Linz'deydik geçen hafta...

Perşembe, Mayıs 04, 2017

Bilyelerim

Cicoz & Misket :)

Salı, Kasım 15, 2016

Yazıklar Olsun

Yazıklar olsun yazmayan ellerime, klavyede süzülmeyen parmaklarıma, yazıklar olsun umutsuzluğa sürüklenip içine kapanan yüreğime, yaz emri vermeyen beynime, en başta da bana bunu hissettirenlere. Öyle çok acıyla dolu ki ülkem, mutluluğumu paylaşmak utanç kaynağına dönüştü; yazmak, yayınlamak bundan zor geliyor. Oysa ne çok şey geçiyor başımdan günlüğe not düşmelik...

En azından Linz'e gelişimizden, deyim yerindeyse başarıyla ülkeden çıkabilme maceramızdan başlamalı; çıkış iznimizi ve uçak biletimizi almanın, bavlu toplamanın saatlerle sınırlı olduğu, ağlanacak halimize güldüğümüz, Şeyma'nın sınırdan zor geçişi ile taçlanan şu acaip maceramızdan başlamalı.

Ağustos 2016'ta Şeyma'yı da yanımıza katarak yaptığımız Avrupa gezisini anlatmalıyım mesela uzun uzun. Frankfurt'ta eşimle buluştuğumuzu, Lüksemburg, Brüksel, Brugge, Amsterdam'ı gezerek Düsseldorf'ta ayrıldığımızı. 

JKU'da nasıl vakit geçirdiğimi. İlk kez keynote speaker oluşumu, heyecanımı, Markus'un yönettiği bölümde işlerin nasıl yürüdüğünü, çalışma ortamını, GeoGebra'ya ilişkin gamification ve social network toplantılarını, ofis partilerini, çaydanlık siparişini, oynadığımız kutu oyunları, Bella Casa'nın sarmısak çorbasını, VaPiano'daki gamzeli aşçının mantarlı risottosunu, Gelbes Krokodil'in vejeteryan yemeklerini, Wolfgang ile başlayan ev gezmelerini, Brezilya'lı arkadaşımız Diego'nun yardımseverliğini, Melanie'nin ev yapımı schapps hediyesini, Alicia'nın şehir hakkında verdiği ipuçlarını, her başım sıkıştığında Manuela'nın çözmesini, gölde yüzme deneyimlerimi, Gökhan-Nazan-Selin'in Linz ziyaretini, annemlerin ve Gürk'ün gelişini... Sonra Linz'e ara verip, proje toplantısı için Romanya / Cluj'a gidip Fat ve Turg ile buluşmamızı, ardından Almanya / Mannheim'a geçip Markus, Meli, Gök ve Vildan'la takıldığımızı...

Pazartesi, Kasım 07, 2016

Sana söz baharlar gelecek :)

"I don't know where I'm going from here, but I promise it won't be boring."

Salı, Eylül 27, 2016

Türk Sanat Müziği

Türk Sanat Müziğini bu derece sevecek kadar ne ara yaşlandım ben.
Dedem geliyor aklıma, önünde rakısı, yanağında gökyaşı...