- Eylül'de kabul alan, ortak olduğum bir AB projem var, o kapsamda Zonguldak'a gittim Şubat ayı sonunda, uluslararası proje toplantısına. Ayrıca bir başka AB projesi ile Tübitak projesi başvurusu yaptım, bakalım ne çıkacak sonuçlar, beklemedeyim. Madem işten bahsettim, şunu da söyleyeyim; iki tane master danışmanlığım var artık. Yeni deneyimler beni bekliyor.
- Bolu'da Sakintepe'ye gittik o aralarda bir hafta sonu. Eksik saymıyorsam Adrasan ve Kıbrıs'tan sonra III. Böte Reunion olması lazım bunun. Goncalar, Pınarlar, Gökhanlar, Vil, Fat, Alper ve Turgay'la ekip tamdı. Çok keyifliydi.
- Afyon'da bir konferansta IV.sünü yaptık buluşmanın. Gonca, Vildan ve Fatma vardı. Eylül'de Trabzon'daki konferansta buluşmak için de sözleştik, bu sefer Pınar ve Turgay da katılacak.
- Gökhan ve Alper'i evlendireceğiz peşpeşe, Ağustos'ta ve Eylül'de. Trabzon'da muhtemelen o yüzden olmayacaklar.
- O aralarda kardeşimi Avusturalya'ya yolladık mesleki gelişim programı kapsamında 1 aylığına. Oraları gezme konusunda darısı başımıza.
- Birçok sosyal etkinliğin yanı sıra, Fanfaria konserine gittik ekipçe, sahne önünde kudura kudura dans ettik, başta Turgay'la olmak üzere.
- Mart ayında kulübün emeklileri olarak olarak bir brunch yaptık, Cotta'da. Bu arada Cotta kapandı yaz başında. Bakalım yeniden açılacak mı, onu da bekliyoruz.
- Seçim yapıldı ülkede. Oy ve Ötesi kapsamında ben de güvenilir bir seçime destek verdim.
- Aslı ve Vasilis'i Singapur'a uğurladık. Aslı'dan ayrılmak üzücü olsa da isteklerinin bu olduğunu düşünmek ve iyi şartlarda gittiklerini bilmek sevindirici.
- Ayrıca tümüyle ayrı yazılarda verilmesi gereken iki ayrı Avrupa seyahati yaptık. Biri arabayla Münih / Almanya, Salzburg & Hallstatt / Avusturya, Venedik, Milan, & Como Gölü / İtalya, Luzern & Zürih / İsviçre'yi kapsayan araba gezisi yaptık.
- Şimdi ise Turgay ve Pınar'larla Berlin'deki 1 haftalık gezimizden döndük.
havadan sudan, içten, hayattan, ondan, bundan,
şundan,
bunaldıkça, güldükçe, paylaşmak icin...
Pazartesi, Ağustos 03, 2015
Şubat'tan Ağustos'a
Çok uzun zamandır yazmıyorum, yazamıyorum. Kısa kısa da olsa geçen zamanda yaptıklarımı özetlemeye çalışayım. Arşivi, konu başlıklarıyla da olsa biraz doldurayım.
Perşembe, Mart 19, 2015
Salı, Şubat 03, 2015
Çarşamba, Ocak 21, 2015
2015'e giriş o giriş
2014 bilançosu diye bir yazı eklemek istiyorum bloguma, tek sorun yazmak istememem. Nasıl bir çelişkidir belli değil. Neyse yazının başlığına uygun gidelim...
Bu sene yılbaşı ekibiyle bir etkinlik gerçekleştiremedik, çabalarımız bir noktaya bağlanmadı. Belki de geçtiğimiz yıl ekibe Kaan bebeğin ya da Cotta kafenin katılmasındandır. Her ikisinin varlığına da memnunuz, varsın bir yılbaşı etkinliği eksik olsun :) Peki ne mi yaptık yılbaşında her iki aileyle yemek yedik, gecenin ilerleyen saatlerinde N'yi de alıp Cotta'ya geçtik. İşte öyle...
2015'e Ayça'nın İspanya'dan ziyareti ile başladık, Kızılay'dan Tunalı'ya her barda bir bira etkinliğinde kendisine eşlik ettik. Aile boyu İstanbul'a giderek Gözde'yi evlendirdik. Geçen hafta ise Kayseri Erciyes'teydik. Cuma gecesi Bilge'nin bizi kıskandıran kayak videosu yollaması ile kalkıp yanına gitmeye karar verdik. Dağda yer kalmamıştı tabii, biz de şehirde yeni yapılan Radisson'da kaldık. Kocacım snowboard yaptı, bense bu sefer snowboard yerine kayak. Sonwboard macerasının sonu atelli bir kol oldu :S
Not: 1 Ocak'ta çaydan haşlandım, hayatımın en kötü yanığıydı, yeni iyileşti desem yalan olmaz.
Bu sene yılbaşı ekibiyle bir etkinlik gerçekleştiremedik, çabalarımız bir noktaya bağlanmadı. Belki de geçtiğimiz yıl ekibe Kaan bebeğin ya da Cotta kafenin katılmasındandır. Her ikisinin varlığına da memnunuz, varsın bir yılbaşı etkinliği eksik olsun :) Peki ne mi yaptık yılbaşında her iki aileyle yemek yedik, gecenin ilerleyen saatlerinde N'yi de alıp Cotta'ya geçtik. İşte öyle...
2015'e Ayça'nın İspanya'dan ziyareti ile başladık, Kızılay'dan Tunalı'ya her barda bir bira etkinliğinde kendisine eşlik ettik. Aile boyu İstanbul'a giderek Gözde'yi evlendirdik. Geçen hafta ise Kayseri Erciyes'teydik. Cuma gecesi Bilge'nin bizi kıskandıran kayak videosu yollaması ile kalkıp yanına gitmeye karar verdik. Dağda yer kalmamıştı tabii, biz de şehirde yeni yapılan Radisson'da kaldık. Kocacım snowboard yaptı, bense bu sefer snowboard yerine kayak. Sonwboard macerasının sonu atelli bir kol oldu :S
Not: 1 Ocak'ta çaydan haşlandım, hayatımın en kötü yanığıydı, yeni iyileşti desem yalan olmaz.
Perşembe, Aralık 25, 2014
Etkinlik zehirlenmesi
Kış gelip etkinlik sezonu açıldı mı başlıyoruz biletler içinde kendimizi kaybetmeye. İş yerindeki ekibim bir harika, onlar da benim gibi kültür-sanatseverler, hepimiz kim bir etkinlik bulup önerdiyse takılıyoruz peşine:
Konser & Dans: Dorantes with Grilo
Konser: Evgeny Grinko
Tiyatro: Genco Erkal - Bir Delinin Hatıra Defteri
Yeni hedefimiz senfoni konseri bi de bale bileti yakalayabilsek mükemmel olacak.
10 saniye içinde tükeniyor, Ankara baleya aç resmen. Ne güzel...
Gökhan'la Dialog
Karlı bir Beytepe sabahı...
S: Yahoo Weather'a baktım, kar yok diye spor ayakkabılarımı giydim.
G: Yahoo Weather'a bakana kadar pencereden baksaydın.
S: Yahoo Weather'a baktım, kar yok diye spor ayakkabılarımı giydim.
G: Yahoo Weather'a bakana kadar pencereden baksaydın.
Çarşamba, Aralık 03, 2014
Heykel kursu
Heykel kursuna başladık :) Ben, kocacım ve annem geçen hafta ilk dersimizi aldık. Kırmızı kilden tors yaparak başladık işe. Bakalım nereye kadar gidebileceğiz. Hocaya göre 5-6. haftada bir kırılma oluyormuş, orayı atlatanlar devam ediyor, gerisi bırakıyor diyor. Bakalım biz hangi gruptayız. Gerçi sanat tarihi kursunu ve grafik tasarım bölümünden aldığım dersleri lyığıyla tamamladım. Daha evvel az da olsa uğraşmıştım çamurla, piramidi andıran soyut bir tasarımım ve kedim var seramik. Hoşuma gideceğini düşünüyorum, bakalım :)Pazartesi, Aralık 01, 2014
Saçlar gitti hem de kuaförde
Evet yanlış duymadınız, kuaföre gittim. Saçlarımı ona kestirdim. Neredeyse 18 yaşımdan beri saçlarımı kendim kesiyorum. Yanlış anlaşılmasın saçlarım uzun değil, kısa. Arada kuaför denemişliğim var. Ancak beni bir türlü tatmin edemedikleri için hiçbiri kalıcı olmadı. Birkaç hafta önce, haydi dedim gideyim. Kendi kesimim olan bir saçla fotoğrafımı ve oradaki dergilerden bulduğum birkaç modeli de gösterdim. D) Hiçbiri dedi ve kabus gibi bir şey kesti, o kadar kısa kesti ki benim kesip düzeltmem mümkün değildi. Biraz uzadı ve toparladı allahtan. İnternetten bulduğum en benzer halini ekledim. Tabii ben bu kadar havalı değilim...
Pazar, Ekim 26, 2014
Film Tavsiyesi: Kayıp Kız
Ne zamandır film tavsiye etmemiştim, klişelerden uzak bir film izlemeyeli çok oldu sanırım ondan.
Kayıp Kız (Gone Girl) izleyin derim...
Kayıp Kız (Gone Girl) izleyin derim...
Perşembe, Ekim 16, 2014
Gezi blogumu lan bura!
Ya tüm web 2.0 araçlarınlarından soğudum. Türkiye ve Dünyanın gündemi o kadar boktan ki kendimi izole etmek zorunda kaldım. Etrafıma duvarlar ördüm, haberleri duymamak için uğraşıyorum. Twitter kullanımını neredeyse sıfırladım. Facebook'u epeyce azalttım, bitirmememin nedeni oradan mesajlaşıyor ve öğrencilere rahatlıkla ulaşıyor olmam. Blogumu çok sevmeme rağmen o da sosyal medya aracı diye kaynadı sanırım. Daha da doğru bu saçma ortamda, ne yazsam olmayacak gibi geliyor. Bir nevi gezi bloguna dönmesinin sebebi de budur, gezdiğim yerleri not düşmek istiyorum, unutmamak için...
1 haftalığına Macaristan'daydım Eylül'de Szombathely'de bir konferans vardı Dalsu ile katıldığımız. Biz de izin alıp başına Budapeşte ekledik. Bir güzel gezip tozduk kız kıza.

Kurban bayramında ise bilmem kaçıncı kez Yunanistan turu yaptık her zamanki 8 kişilik dev kadromuzla. Ama bu sefer hiç görmediğimiz yerlere gittik. Üstelik de bir Yunanın rehberliğinde olduğu için turist değil yerli gibi gezebildik. Turumuz Selanik'e uçarak başladı. 2-3 günü orada geçirdik, Atatürk'ün doğduğu evi gezdik. Deniz kıyısında bol bol İzmir kordona olan benzerliğini konuşarak dolandık.Sonra konaklama mekanızımızı Litochoro olarak değiştirdik. Tanrıların evi Olimpos dağına çıktık. Katerini'ye Vasilis'lerin dağ evine ziyarete gidip Türk-Yunan dostluğunu pekiştirdik :) Sonraki günse kocacığımın babanne ve dedesinin doğdukları şehirlere gittik: Kastoria ve Manrochori. Ki onlar da br gölün karşılıklı iki kıyısındaki sevimli yerlerdi...
1 haftalığına Macaristan'daydım Eylül'de Szombathely'de bir konferans vardı Dalsu ile katıldığımız. Biz de izin alıp başına Budapeşte ekledik. Bir güzel gezip tozduk kız kıza.

Kurban bayramında ise bilmem kaçıncı kez Yunanistan turu yaptık her zamanki 8 kişilik dev kadromuzla. Ama bu sefer hiç görmediğimiz yerlere gittik. Üstelik de bir Yunanın rehberliğinde olduğu için turist değil yerli gibi gezebildik. Turumuz Selanik'e uçarak başladı. 2-3 günü orada geçirdik, Atatürk'ün doğduğu evi gezdik. Deniz kıyısında bol bol İzmir kordona olan benzerliğini konuşarak dolandık.Sonra konaklama mekanızımızı Litochoro olarak değiştirdik. Tanrıların evi Olimpos dağına çıktık. Katerini'ye Vasilis'lerin dağ evine ziyarete gidip Türk-Yunan dostluğunu pekiştirdik :) Sonraki günse kocacığımın babanne ve dedesinin doğdukları şehirlere gittik: Kastoria ve Manrochori. Ki onlar da br gölün karşılıklı iki kıyısındaki sevimli yerlerdi...
Çarşamba, Ağustos 13, 2014
İspanya Kazan, Biz Kepçe
İspanya ile ilgili en azından bir girdi yapmam lazım. Sonra elimden geldiğince genişletirim metnini. Kocacığımla 11-12 günlük bir İspanya seyahati yaptık Temmuz sonu, Ağustos başı. Benim Barcelona'da bir konferansım vardı, başına Madrid, sonuna Sevilla (Ayça'da kaldık) ekledik, uzattıkça uzattık :) Çok keyifli bir seyahatti, turla gitmemenin verdiği gevşekliği sonuna kadar kullandık...
Kesinlikle bu yazıyı detaylandıracağım, böylesi güzel bir anıyı, tekrar tekrar hatırlamayı çok isterim :D
Madrid'de Cason Del Tormes'de kaldık. Ulaşım kartının yanı sıra 48 saatlik Madrid kart aldık, bir nevi müze kart, ona bayıldığımız parayı çıkartmak için de her yeri gezdik :D Tren müzesinden, boğa güreşi arenasına, Real Madrid stadyumundan Botanik bahçesine ve tabii ki tüm sanat müzelerini de... sanırım gezdiklerimizi şu şekilde listeleyebilirim, ama diğer şehirler için böyle bir performans beklemeyin :)
Museo de la Catedral de la Almudena
Museo del Ferrocarril
Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofia
Museo Nacional de Artes Decoratives
Museo Nacional del Prado
Museo Thyssen Bornemisza
Palacio Real de Madrid
Plaza de Toros de las Ventas
Real Jardin Botanica
Teatro Real - Visita Guiada
Tour Bernabeu
Plaza Mayor
Palacio de Crystal
Retro Park
Barcelona'da Hotel Albeniz kaldık.
Plaça Reial'de Ambos Mundos diye bir restoranı çok sevdik ve öğünlerimizin çoğunu orada geçirdik. Bol deniz ürünü, sebzeli tavuklu paella ve sangria tükettik.
La Rambla caddesini arşınladık, yol üstündeki pazarda (Mercat de Sant Josep de la Boqueria) vakit geçirdik, meyve yedik. Pitahaya diye bir meyve denedim, hoşuma gitti. Çeşit çeşit nougat denedik, hatta alıp buraya bile getirdik.
Tabii ki Sagrada Familia'ya gittik. Ben daha önce gitmiştim ama kulelere ilk kez çıktım, o meşhur salyangoz merdivenlerden kimbilir kaç basamağı döne döne yürüyerek indim. Korkuluk yoktu, bacaklarım titriyordu. Ben kim kuleden dönen merdivenle inmek kim aslında. Ama kocacığım o kadar istedi ki kıramadım.
Bir gün plaja gittik, denize girdik. Kocacığım zebra gibi yandı :)
Park Güell'i gezdik. Park Güell'de yanlış bilet alıp Gaudi'nin evini gezdik :) (Not: Gideceklere tavsiyem biletleri mutlaka internetten almaları) Limanda gezdik, El Cap de Barcelona heykelini vs. gördük.
Sevilla'da Ayça vardı. Bizim için inanılmaz bir şanstı. Gerçi Ayça orada olmasa Sevilla'ya gitmezdik o da ayrı mesele. Bilmem kaçıncı davetin üstüne, İspanya'ya gidp de ona uğmamak olmaz dedik. Ayça'da konakladık ve onun sayesinde bir turist gibi değil de İspanyol gibi gezdik. Uçaktan iner inmez ki gecenin bir yarısıydı, gecelere akmaya başladık. Santa Triana festivaline denk gelmişiz :D Yorgun ve uykusuz bir şekilde başladığımız gece, 4 gibi bitti ki bıraksalar benim eve dönmeye niyetim yoktu. Ertesi gün otellerden sonra, harika hissetiren bir ev kahvaltısıyla başladı. Kahvaltıda zaten sevdiğim Philadelphia krem peynirinin daha mükemmel olabildiğini keşfettim. Neyle? Turşu ile. Deneyin derim. Peşinden bir parça alışveriş, La Campana'da bir kahve. Şehrin yeni simgesi olan Parasol muydu neydi, onun tepesinde yürüyüş ve tüm şehri tepeden izleme imkanı. Hammon pastırması denemeleri, tabii bir de Manzanilla içmece. Ardından bir kilise düğünü izlemece. Yüksek bir bardan Giralda'yı izlemece. Giralda'nın özellikle gece görüntüsü muhteşem. Festival kapsamında Sevilla'nın dans gösterilerini izleme ve hatta dans etme. Ostrerias de Mercado'da şampanya eşliğinde çeşit çeşit deniz ürünü deneme, geceye Casa Cuesta'da devam etme. Ayçe'nın sempatik Stephanie'siyle takılma. Gecenin bir yarısı Chuerreria yeme. Bir öğleden sonrayı The Merchant'ta Ayça'nın bir başka arkadaş grubuyla geçirme
Devam edeceğim ;)
Kesinlikle bu yazıyı detaylandıracağım, böylesi güzel bir anıyı, tekrar tekrar hatırlamayı çok isterim :D
Madrid'de Cason Del Tormes'de kaldık. Ulaşım kartının yanı sıra 48 saatlik Madrid kart aldık, bir nevi müze kart, ona bayıldığımız parayı çıkartmak için de her yeri gezdik :D Tren müzesinden, boğa güreşi arenasına, Real Madrid stadyumundan Botanik bahçesine ve tabii ki tüm sanat müzelerini de... sanırım gezdiklerimizi şu şekilde listeleyebilirim, ama diğer şehirler için böyle bir performans beklemeyin :)
Museo de la Catedral de la Almudena
Museo del Ferrocarril
Museo Nacional Centro de Arte Reina Sofia
Museo Nacional de Artes Decoratives
Museo Nacional del Prado
Museo Thyssen Bornemisza
Palacio Real de Madrid
Plaza de Toros de las Ventas
Real Jardin Botanica
Teatro Real - Visita Guiada
Tour Bernabeu
Plaza Mayor
Palacio de Crystal
Retro Park
Barcelona'da Hotel Albeniz kaldık.
Plaça Reial'de Ambos Mundos diye bir restoranı çok sevdik ve öğünlerimizin çoğunu orada geçirdik. Bol deniz ürünü, sebzeli tavuklu paella ve sangria tükettik.
La Rambla caddesini arşınladık, yol üstündeki pazarda (Mercat de Sant Josep de la Boqueria) vakit geçirdik, meyve yedik. Pitahaya diye bir meyve denedim, hoşuma gitti. Çeşit çeşit nougat denedik, hatta alıp buraya bile getirdik.
Tabii ki Sagrada Familia'ya gittik. Ben daha önce gitmiştim ama kulelere ilk kez çıktım, o meşhur salyangoz merdivenlerden kimbilir kaç basamağı döne döne yürüyerek indim. Korkuluk yoktu, bacaklarım titriyordu. Ben kim kuleden dönen merdivenle inmek kim aslında. Ama kocacığım o kadar istedi ki kıramadım.
Bir gün plaja gittik, denize girdik. Kocacığım zebra gibi yandı :)
Park Güell'i gezdik. Park Güell'de yanlış bilet alıp Gaudi'nin evini gezdik :) (Not: Gideceklere tavsiyem biletleri mutlaka internetten almaları) Limanda gezdik, El Cap de Barcelona heykelini vs. gördük.
Sevilla'da Ayça vardı. Bizim için inanılmaz bir şanstı. Gerçi Ayça orada olmasa Sevilla'ya gitmezdik o da ayrı mesele. Bilmem kaçıncı davetin üstüne, İspanya'ya gidp de ona uğmamak olmaz dedik. Ayça'da konakladık ve onun sayesinde bir turist gibi değil de İspanyol gibi gezdik. Uçaktan iner inmez ki gecenin bir yarısıydı, gecelere akmaya başladık. Santa Triana festivaline denk gelmişiz :D Yorgun ve uykusuz bir şekilde başladığımız gece, 4 gibi bitti ki bıraksalar benim eve dönmeye niyetim yoktu. Ertesi gün otellerden sonra, harika hissetiren bir ev kahvaltısıyla başladı. Kahvaltıda zaten sevdiğim Philadelphia krem peynirinin daha mükemmel olabildiğini keşfettim. Neyle? Turşu ile. Deneyin derim. Peşinden bir parça alışveriş, La Campana'da bir kahve. Şehrin yeni simgesi olan Parasol muydu neydi, onun tepesinde yürüyüş ve tüm şehri tepeden izleme imkanı. Hammon pastırması denemeleri, tabii bir de Manzanilla içmece. Ardından bir kilise düğünü izlemece. Yüksek bir bardan Giralda'yı izlemece. Giralda'nın özellikle gece görüntüsü muhteşem. Festival kapsamında Sevilla'nın dans gösterilerini izleme ve hatta dans etme. Ostrerias de Mercado'da şampanya eşliğinde çeşit çeşit deniz ürünü deneme, geceye Casa Cuesta'da devam etme. Ayçe'nın sempatik Stephanie'siyle takılma. Gecenin bir yarısı Chuerreria yeme. Bir öğleden sonrayı The Merchant'ta Ayça'nın bir başka arkadaş grubuyla geçirme
Devam edeceğim ;)
Pazar, Ağustos 03, 2014
Temmuz Tatili - Antalya
Temmuz en sevdiğim ay olabilir :) Bu Temmuz'da neredeyse hiç işe gitmeyerek rekora koşmuş olabilirim.
Önce Antalya'daydım, aynı otele bu kadar çok gittiğimizi hatırlamıyorum hiç. Xanadu tuhaf bir şekilde favorimiz oldu. Babanne, amcalar, anneler ve kısa bir süreliğine de olsa kardeşle. Bu arada bunu da not düşelim günlüğe: Her ne kadar henüz İstanbul'daki evini kapatmamış olsa da kardeşim Ankara'ya geri döndü, BM'de girdi işe :)
Bol bol foto'da görülen ağaçların altında yayılarak, iyiyip içerek, arada kaydıraktan kayarak, tabii bir de kitap keyfi yaparak geçirdim zamanımı. İkinci foto da Xanadu pikniği, o kadar keyifli ki onun fotoğrafını eklemeden geçemedim.
Not düşecek iki tane de kitap var aklımda, bir sonraki yazı onun için olsun. Tabii bir de İspanya turumuz için bir yazı döktürmeyi planlıyorum, uzun uzun...
Önce Antalya'daydım, aynı otele bu kadar çok gittiğimizi hatırlamıyorum hiç. Xanadu tuhaf bir şekilde favorimiz oldu. Babanne, amcalar, anneler ve kısa bir süreliğine de olsa kardeşle. Bu arada bunu da not düşelim günlüğe: Her ne kadar henüz İstanbul'daki evini kapatmamış olsa da kardeşim Ankara'ya geri döndü, BM'de girdi işe :)
Bol bol foto'da görülen ağaçların altında yayılarak, iyiyip içerek, arada kaydıraktan kayarak, tabii bir de kitap keyfi yaparak geçirdim zamanımı. İkinci foto da Xanadu pikniği, o kadar keyifli ki onun fotoğrafını eklemeden geçemedim.
Not düşecek iki tane de kitap var aklımda, bir sonraki yazı onun için olsun. Tabii bir de İspanya turumuz için bir yazı döktürmeyi planlıyorum, uzun uzun...
Perşembe, Temmuz 10, 2014
Side Kaçamağı
Pelin ve kocacığımla 5 günlük bir kaçamak yaptık Side'ye. Hızlıca topladık valizleri, doluştuk araba. Arabaya biner binmez başlattık tatili. Club Calimera Serra'ya gittik. Side'ye indik bir akşam, Side'ye gideli 10 yıldan fazla olmuştur, hoşuma gitti yeniden görmek.
Pazartesi, Temmuz 07, 2014
Sustum
Gittikçe sessizleştiren bir hortuma kapıldım,
Düştüm suskunluk sarmalının* dibine.
Kendim sıkışıp kaldım içinde çemberin**.
Kafam dışında biçare...
* Bkz. Suskunluk Sarmalı Teorisi / Spiral of Silence
** Bkz. Sözleri Murathan Mungan'a ait Yeni Türkü'nün Çember şarkısı
Cumartesi, Mayıs 24, 2014
Bitmeyen Acının Ülkesi
Yine sustum, susmamak mümkün olmuyor ülkede. Üzgünüm, dehşet içindeyim ve daha nice boktan duyguyla boğuşuyorum. Tüm bunlar aklımı ve ruhumu kemirirken, bir de yazıp yansıtarak kendime tekrar tekrar maruz kalmak istemiyorum.
Soma'da maden ''faciası'', faciaymış yersen! Facia, afet demek. İşçi güvenliğinin zerre umursanmadığı yerde, bu olsa olsa cinayet! Durumu 'olağan' karşılayan siyasiler ve ölümden dönmüş ''çizmemi çıkarayım da sedye kirlenmesin'' diyen bir işçi... Bu gidişe dur demek için sokağa dökülen ve vurulan insanlar. Polis gaz fişeğiyle vurup öldürüyordu, artık gerçek mermiye geçti.
Acıya dayanamaz oldum...
Soma'da maden ''faciası'', faciaymış yersen! Facia, afet demek. İşçi güvenliğinin zerre umursanmadığı yerde, bu olsa olsa cinayet! Durumu 'olağan' karşılayan siyasiler ve ölümden dönmüş ''çizmemi çıkarayım da sedye kirlenmesin'' diyen bir işçi... Bu gidişe dur demek için sokağa dökülen ve vurulan insanlar. Polis gaz fişeğiyle vurup öldürüyordu, artık gerçek mermiye geçti.
Acıya dayanamaz oldum...
Pazartesi, Mayıs 05, 2014
İzmir
BÖTE Öğrenci Kurultayı var, İzmir'e gideriz belki demişim.Gittik gerçekten. Not düşeyim hatıra defterime. Pın'la aldık beylerimizi, doluştuk arabaya. 1 Mayıs'la birleşince 4 gün yaptık İzmir'i. Gündoğdu Meydanında denizin tam karşısında konakladık hatta. Pek keyifliydi, Ege Üniversitesi'ne gitmenin haricinde, bol bol çimenlerde oturduk, sahilde takıldık, asansöre bindik. Sonraaa Urla'ya, Alaçatı'ya gittik. İşte öyle...
Cuma, Nisan 25, 2014
Sinema: Rio 2
Cumartesi, Nisan 19, 2014
Delicesine Kültür-Sanat-Gezi
Geldi bahar ayları,
Sardı etrafımı aktivite fırsatları...
Gittiklerim / Gideceklerim:
Konser-Kerem Görsev & Allan Harris: Kerem Görsev'i dördüncü dinleyişim falan sanırım. Ancak Allan Harris'li versiyona ilk defa gittim. Oldukça sempatik bir kişilikmiş kendisi, jazz yorumu da cabası. Jazz düşkünü sayılmam, ama müzik yelpazemi oldukça geniş tuttuğumdan ve her tür sanat etkinliğinden hoşlandığımdan olsa gerek, konserden gayet memnun ayrıldım.
Tiyatro-Yaşamaya Dair: ''Nazım Hikmet'in ölümünün 50. yıldönümü için Genco Erkal'ın uyarlayıp yönettiği oyunda, Tülay Günal da oynuyor. Piyano ve viyolonsel eşliğinde oynanacak oyunda, başta Fazıl Say ve Zülfü Livaneli olmak üzere değişik bestecilerin Nazım şarkıları da seslendirilecek. Ağırlıklı olarak ozanın Bursa Cezaevi'ndeki yaşamını, eşi Piraye Hanım'a olan tutkusunu anlatan oyun, daha sonra sürgün yılları ve vatan hasretine odaklanarak, destansı yaşamından izlenimlerle noktalanıyor.''
Oyun gerçekten çok güzeldi, epeydir izlememiştim Genco Erkal'ı, bir kez daha saygı duydum. Çok başarılı buldum. Neredeyse tüm oyun boyunca da ağladım, hiç değişmiyor Türkiye'nin düşünen adama eziyeti, hep aynı :(
Tiyatro-Alevli Günler: Cem Davran, Erkan Can vd.'ne ait bir komedi. Levent Üzümcü yerine oyunun yönetmeni Yıldıray Şahinler oynuyordu oyunda. Bir şamanın öldükten sonra yakılmak istemesi, ama Türkiye'de bunu başaramamasının öyküsü. Görüşlerim sonra...
Opera-Eczacı
Tiyatro-Mezarsız Ölüler (Erdal Beşikçioğlu)
Konser-Burhan Öcal
Konser- Pink Martini
Geçtiğimiz günlerde Kıbrıs'taydık, BÖTE'ciler olarak bir konferansta. Gonca-Vildan-Gökhan-Pınar-Fatma ve ben bir aradaydık. Bir Turgay'ımız eksikti...
Önümüzdeki günlerde de BÖTE Öğrenci Kurultayı var İzmir'de. Sanırım oraya da gideriz hep birlikte...
Sardı etrafımı aktivite fırsatları...
Gittiklerim / Gideceklerim:
Konser-Kerem Görsev & Allan Harris: Kerem Görsev'i dördüncü dinleyişim falan sanırım. Ancak Allan Harris'li versiyona ilk defa gittim. Oldukça sempatik bir kişilikmiş kendisi, jazz yorumu da cabası. Jazz düşkünü sayılmam, ama müzik yelpazemi oldukça geniş tuttuğumdan ve her tür sanat etkinliğinden hoşlandığımdan olsa gerek, konserden gayet memnun ayrıldım.
Tiyatro-Yaşamaya Dair: ''Nazım Hikmet'in ölümünün 50. yıldönümü için Genco Erkal'ın uyarlayıp yönettiği oyunda, Tülay Günal da oynuyor. Piyano ve viyolonsel eşliğinde oynanacak oyunda, başta Fazıl Say ve Zülfü Livaneli olmak üzere değişik bestecilerin Nazım şarkıları da seslendirilecek. Ağırlıklı olarak ozanın Bursa Cezaevi'ndeki yaşamını, eşi Piraye Hanım'a olan tutkusunu anlatan oyun, daha sonra sürgün yılları ve vatan hasretine odaklanarak, destansı yaşamından izlenimlerle noktalanıyor.''
Oyun gerçekten çok güzeldi, epeydir izlememiştim Genco Erkal'ı, bir kez daha saygı duydum. Çok başarılı buldum. Neredeyse tüm oyun boyunca da ağladım, hiç değişmiyor Türkiye'nin düşünen adama eziyeti, hep aynı :(
Tiyatro-Alevli Günler: Cem Davran, Erkan Can vd.'ne ait bir komedi. Levent Üzümcü yerine oyunun yönetmeni Yıldıray Şahinler oynuyordu oyunda. Bir şamanın öldükten sonra yakılmak istemesi, ama Türkiye'de bunu başaramamasının öyküsü. Görüşlerim sonra...
Opera-Eczacı
Tiyatro-Mezarsız Ölüler (Erdal Beşikçioğlu)
Konser-Burhan Öcal
Konser- Pink Martini
Geçtiğimiz günlerde Kıbrıs'taydık, BÖTE'ciler olarak bir konferansta. Gonca-Vildan-Gökhan-Pınar-Fatma ve ben bir aradaydık. Bir Turgay'ımız eksikti...
Önümüzdeki günlerde de BÖTE Öğrenci Kurultayı var İzmir'de. Sanırım oraya da gideriz hep birlikte...
Cuma, Nisan 11, 2014
Küfür Aranıyor
ne çok üzdünüz, ağlattınız beni yine son zamanlarda, bıktım lan!
ağzıma yakışan bir küfür bulsam, hiç duraksamadan sallayacağım topunuza,
lanet olsun! hala bana hakaret hissi veren bir küfür bulamamama...
bana ne milletin cinsel tercihinden, anasının babasının mesleğinden?
ya da suratına bakmak bile istemediğim bir insanla niye sevişeyim?
herhangi bir türün adı nasıl küfür sayılabilir?
...
..
.
ağzıma yakışan bir küfür bulsam, hiç duraksamadan sallayacağım topunuza,
lanet olsun! hala bana hakaret hissi veren bir küfür bulamamama...
bana ne milletin cinsel tercihinden, anasının babasının mesleğinden?
ya da suratına bakmak bile istemediğim bir insanla niye sevişeyim?
herhangi bir türün adı nasıl küfür sayılabilir?
...
..
.
Salı, Nisan 08, 2014
Çamkoru Gezmesi
Pazar Çamkoru'ya gittik, Ankara'ya yaklaşık 1 saat mesafede. Tabiat parkında ve göletin çevresinde yürüdük, piknik masalarına yayılıp, keklerimizi, meyvelerimizi yedik. Doğa gezmesi arkadaşımız Dalsu da bizimleydi :) Her Pazar yapmak lazım böyle gezmeler...
Not: Çamkoru'da babalar ve çocukları kampı yapılıyormuş, vesile ile bunu öğrendim ve hoşuma gitti böyle bir kampın varlığı. Ülkede güzel örnekler görülebiliyor bazen, umut veriyor bu da insana. Umut lazım bana, çok lazım, çok umut lazım.
Not: Çamkoru'da babalar ve çocukları kampı yapılıyormuş, vesile ile bunu öğrendim ve hoşuma gitti böyle bir kampın varlığı. Ülkede güzel örnekler görülebiliyor bazen, umut veriyor bu da insana. Umut lazım bana, çok lazım, çok umut lazım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









