konser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konser etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Ocak 25, 2014

Kültür-Sanat

Kış sezonunda kültür sanat etkinlikleri artıyor ya, işte bu hoşuma gidiyor.
Geçtiğimiz günlerde Bilkent Senfoni Orkestrası'nın yeni yıl özel konserini, bir de La Boheme operasını izledik. La Boheme adında (aynı kitaptan esinlenilmiş) iki ayrı opera bestelendiğini bilmiyordum, yeni öğrendim.

Ya insan nasıl böyle bir şey besteleyebilir, her bir müzik aletinin ne çalacağını nasıl yazabilir, onların ortaya çıkaracağı bütünü nasıl hayal edebilir aklım almıyor, her seferinde büyüleniyorum...

Gelelim sıradaki etkinliğimize STOMP! Hani şu süpürgeler, çöp kutuları ile müzik yapıp dans eden grup. Türkiye'ye geliyorlarmış, biz de kaçırmayacağız bakalım.

Sırada bale var, Kont Dracula, maalesef 30'undaki gösteriye yer bulamadık, biletlerin satışa çıkması ile bitmesi bir oldu. Bir dahaki gösterime artık.

Bir de sıradaki gideceğim resim sergisini söyledim mi bu iş tamam: Nezafet Özlütürk... Resimlerini beğeniyorum, kim bilir belki duvarlarımızı şenlendirir bir resmi ile :)

Çarşamba, Ekim 09, 2013

Konser bitmesin

Konser sezonunu açtık, en son Olimpos'ta keşfettiğim grubu yazmıştım, Luxus! Bu ara bol bol dinliyorum.
Onu geçelim, esas gelelim Ankara konserlerine! Pink Martini, Goran Bregovic, Anjelika Akbar ve geçen Pazartesi de HÜ Senfoni Orkestrası konseri olmak üzere hızlı bir konser takibi işine girdik. Hepsi ayrı cins, hepsi ayrı güzel.
Pink Martini konserine daha önce 2 ya da 3 kez gitmiştim. Ancak solist olarak Storm Large'ı hiç sahnede izlememiştim, oldukça beğendim, hiç böyle bir sahne hakimiyeti görmemiştim desem yeri. Doğal, güzel ve seksi biri bana göre...
Bregovic sağ olsun Türkiye'ye hep aynı ekiple geliyor, iyi de ediyor, Düğün ve Cenaze favori albümlerimizden zaten. Her yıl aynısı olsun, her yıl gidelim.
Akbar'ın özellikle Su isimli bir albümünü döndüre döndüre dinlerdim, ancak hiç canlı performansını izlememiştim, o da oldu, fena da olmadı. Tabii diğer canlı, capcanlı ve kalabalık konserlerden sonra biraz sessiz, biraz fazla dingin geldi...

Çarşamba, Nisan 10, 2013

Sanatsever sanat sever

Şubat'ta döndüm ülkeme ve döner dönmez, Amerika'da aç kaldığım kültür sanat aktivitelerine daldım.
Aklımda kaldığı kadarıyla, kısa kısa notlar:

ODTÜ 14. Sanat Festivali kapsamındaki sergiden en beğendiğim üç eser solda. Sırf sergiyi gezmeye gidecek kadar iyi bir sergi olduğunu düşünmüyorum, ama o tarafa yolunuz düşerse, diğer aktivitelerden herhangi birine biletiniz varsa, sergide dolanmayı ihmal etmeyin.

Gezdiğim bir diğer sergi Haluk Evitan'ın. Güzeldi, sevmediğim yalnızca 2-3 eseri vardı. Özellikle bol renkli, soyutlara bayılıyorum. Nitekim bir resim bile aldık, en üstteki bizimki.

Sergileri bitirip tiyatrolara geçelim. Şimdiye kadar izlediğim en etkileyici eserlerden biriydi desem yalan olmaz: Yastık Adam. Gerildim mi gerildim, hatta ağladım. Komedi değil anlayacağınız. Zaten sahne bir sorgu odası. Karekterler iki polis, sorgu altında bir yazar ve onun engelli kardeşi. Çok düşündürücü bir eser. Tiyatronun saati, konunun üzerinde düşünüp, çözmeniz gereken zamandan çok daha kısa. Tiyatro içinde geçen her bir öykü, iç içe geçmiş bağlantılar, herkesin altta yatan hikayesinin benzerliği vs vs. Ayrıca özellikle Katuryan Katuryan'ı oynayan Murat Çidamlı ve Ariel'i oynayan Tolga Tekin'in performansı izlemeye değer. Unutmadan İrfan Şahinbaş sahnesi bu oyun için biçilmiş kaftan. Şansınız varsa orada izleyin derim.

Diğer bir tiyatroyu oyunculukları, dekorun sadeliğini, sahne geçişlerini beğensem de içerik itibariyle tavsiye edemeyeceğim. Oyunun adı: Sanat.

Dün ise İdil Biret konserindeydim. Fark ettim ki ellerin hızına gözlerim yetişemiyor. Çok etkileyiciydi. Eserler favorilerimden değildi ama artık söz konusu olan bir şov muhtemelen, insanların çalınan eserlerden ziyade bu performanstan zevk alacakları düşünülüyor sanırım. Nitekim benim için öyle de oldu.