Perşembe, Mart 21, 2013

"Yayılın çimenlerin üzerine"

"Yayılın çimenlerin üzerine, er ya da geç çimenler yayılacak üzerinize"

Bize vakit kaybeden insanlar lazımdı. Çimenlerin üzerinde vakit kaybedenler, ama vakit kaybettiklerini düşünmeyenler. Bize Prevert'e "Çooook" diye cevap verebilecekler lazımdı; sorduğunda "Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?; Kaç kez kuşlara yem attınız?, Kaç kez mektup aldınız bu yıl?,  Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?" diye. Bize yetişemeyenler, telaş içindekiler değil, etrafına huzur, neşe saçanlar lazımdı. Değersiz hayatlarımızı, anlamsız endişelerle çürütmemize izin vermeyecek, kendini kaybedip koşturmaya başladığında, dur diye kazağına asılıp tekrar çocukça hissetmeni sağlayacaklar, sana dondurma ısmarlayacaklar lazımdı.

* Foto kaynak: http://www.anamublog.com

Çarşamba, Mart 20, 2013

Sağlıksız

Bu ülkede akıl sağlığını, ruh sağlığını, hatta işte topluca sağlığını korumak iyice zorlaştı. Yataktan mutlu kalkmayı başarsan bile okuduğun, duyduğun ilk haberle darmadağın oluyorsun. Bir bir topladığın parçaların, bir bütün haline getirdiğin zihnin yeniden parçalanıveriyor. Ülkenden bir üst düzeye, dünyaya çıkınca zaten zordu, hep zordu. Ama minik ülkende, kısıp gözlerini biraz, idare ediyordun. Yok! Olmuyor artık, o da olmuyor. Bir canım var, vereyim de kurtulayım diyor insan...

Salı, Mart 19, 2013

Uykusuz ama huzurlu, yorgun ama lanet etmeden

Kafam çok dolu olduğunda yazmak mümkün olmuyor, nereden başlayacağımı, derdimi nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Bugünse sakin bir kafayla uyandım. Uykusuz ama huzurlu, yorgun ama lanet etmeden. Ne zamandır yakalayamadığım bir berraklık var zihnimde, görünmez bir güç kalkanı sanki çevremde. Birkaç gündür böyleyim. Az uyumakla mı ilgili diye düşünüyorum. Hızlı bir duş, kahvaltı için kendime sandviç hazırlama ve trafiğe kalmamak için evden fırlama, 8 gibi ise bölüm kapısından dalma. Şansıma arabada radyoda Beethoven'ın 5. senfonisine denk gelme, ardından Für Elise ile huzurun tavan yapması. Ne çok enerjim var, hem de, nasıl anlatsam, güzel enerji, pozitif enerji, neşeli enerji, iyi huylu enerji. Yani biri bana sataşsa da bir güzel sopalasam fazla enerjisi değil. İşte öyle. Hazır yakalamışken bu ruh halini yazmak lazım dedim...

Pazartesi, Mart 18, 2013

Cici Kulaklık

Huhuu yeni kulaklığım var. Emektar Philips kulaklığımın ardından, şöyle kulaklarımı içine alan bir kulaklık kullanmayalı 3-4 yıl oluyor. Hep ufacık tefecik, kulağa kaçanlarla idare ediyordum. Yeni bir kulaklık almanın zamanı gelmişti de geçiyordu. Kulaklığımı takarım keyfime bakarım...

Kulaklığımın şerefine bir şarkı önereyim: Adaf Avidan - One Day (Wankelmut Remix)

Perşembe, Mart 14, 2013

Girdap

Kurduğum alarmları niye kurduğumu unuttuğum,
Yazdığım hatırlatmaların kaynağını hatırlayamadığım,
Kendimi bir girdabın içinde;
Oradan oraya savrulur bulduğum günlerdeyiz...

*girdap: TDK'dan
1. isim, coğrafya Bir engelle karşılaşan su veya hava akıntısının dönerek ve çukurlaşarak yaptığı çevrinti, ters akıntıların oluşturduğu dönme, eğrim, çevri, anafor 2. Tehlikeli yer veya durum
"Biz aksiyonu olmayan teorilerin girdaplarında boğulmuşuzdur." - A. İlhan

Çarşamba, Mart 13, 2013

İdari Görev

Not düşelim günlüğe, idare edeceğimiz ilk resmi görevi de aldık bölümde.

Salı, Mart 12, 2013

Snowboard macerası

Pazar günü Kartalkaya'daydık, D&C, G&Ö çiftleri ile beraber. Bizden 1 hafta önce snowboarda başlayan D&C'nin kısa eğitimiyle kendimizi eğime verdik. Gayet güzel gidiyordum, bol frenle hızlanmadan. Sonra dönüşleri çalışayım dedim. Sen misin onu diyen, kıçımı yerden kaldıramadım. Düş allah düş. Nitekim onca havalı fotoğraf dururken, kendimi en iyi temsil ettiğine inandığım oturan kadın fotosunu seçtim bu yazı için de. Tabii bu görüntüye göre epey şapkaya atkıya bürünmüş, ıslak ve bitap görünüyordum o ayrı. Şu ağrılarımız dinsin yine yapalım...

Pazar, Mart 03, 2013

Anlaşılamayan yaratık: Kadın

Kadın dediğin bir garip yaratık; çok konuştu, derdini anlatamadı.
Ne şairler yazdı onu, kimler araştırdı, bana mısın demedi karşı cinsi; onu hiç anlamadı.
Erkek dediğin bir başka garip yaratık; bunca anlatma çabasına, hiç mi hiç oralı olmadı.
Anlatamadı kadın kendini, bir türlü anlaşılamadı.
Anlamadı erkek, bir türlü anlayamadı...

Cuma, Şubat 22, 2013

Küskün

Küs yatınca küs kalkıyorum.
O zaman aralığındaki huzursuz eylemi uykudan bile saymıyorum.
Oysa ben demiştim* bir gece olsun, aram bozuk yatmayı hiç mi hiç istemiyorum.

*http://kendicapimda.blogspot.com/2008/03/bir-telefonu-olsun-ask-suratla-kapatmay.html

Salı, Şubat 19, 2013

Tahminlerim tuttu, tutmaz olaydı

Tam da tahmin ettiğim gibi oldu, suskunluğa büründüm yeniden. Ülkeme dönüşün peşinden.
Sebepleri üzerine kafa yorsam biraz ve şıkları versem, siz de seçseniz...
a) Gurbette yalnızlıktan düşmüştün bloguna, yalnızlıktan kurtulunca bıraktın
b) Ülkende o kadar yoğunsun ki fırsat bulup yazamıyorsun
c) Ülkende yazılacak şeyler, aslında "yazılmayacak" şeyler
d) Ülkende yaşadıkların seni umutsuzluğa sürüklüyor, yazacak gücü kendinde bulamıyorsun
e) Ülke değiştirmenle yazıların azalması arasında anlamlı bir ilişki yok

Çarşamba, Şubat 06, 2013

Her yerden ayrılık, her yerde ayrılık...

Her yerden ayrılık, her yerde ayrılık...

Döndüm. Giderken üzüldüğüm yerden, üzülerek döndüm. Mutluyum evime kavuştuğum için, hüzünlüyüm bir diğerini bıraktığım için.
Bir de kafamı ve ruhumu toplayıp geldiğime inanıyordum ama yine sırtıma hançeri, kafama balyozu yedim un ufak oldum. Bakalım toplayabilecek miyim...

Pazar, Ocak 27, 2013

Niyet ettim bu Donut, olsun Antidepressant

Bugün doktora gitsem, bana antidepresanı dakika düşünmeden vereceğine o kadar eminim ki. Hiç vakit kaybetmeden, bir bardak suyla gözünün önündeyken yutturur hatta... Bu şartlarda ben ne mi yapıyorum? Durumu donut'la kurtarmaya çalışıyorum. Niyet ettim bu Donut, olsun Antidepressant :)

Cumartesi, Ocak 26, 2013

Özlem Listesi

Ülkeme geri dönmeden özleyeceklerimi belirlemeye başladım:
  1. Bir grup insan
  2. Yemyeşil doğa
  3. Yaşadığım mahalle
  4. Hobby Lobby mağazaları
  5. Bira çeşitliliği
  6. Meksika yemeği (Özellikle Guacamole ve Taco)
  7. Smoothie
  8. Pecan ve Pecanlı dondurma, tart vs.
  9. Donut
  10. Chocolate chip cookies (Yasemin'in ellerinden)
  11. Pepper Jack Cheese
  12. Sincaplar
  13. Lucy's Cafe ve Rocha Mocha*
*Mocha with Almond Roca Torani syrup-caramel, chocolate, and almond

Perşembe, Ocak 24, 2013

Son hafta!

Ne ara geçti 4 ay hiç bilmiyorum. Bir haftam kaldı burada, geri dönüyorum. Gerçi şu an hala gideceğime dair hislerden yoksunum. Sayısal olarak biliyorum ama kafam basmıyor henüz. Motivasyon kaynağım Zekai sağ olsun, gider ayak hız kazandım, her güne toplantılar, dersler, konuşmalar yerleşmeye başladı. Takvimim feci dolu, yapılacak işler listem A4 doldurur. Sanırım tam da bu yüzden algılayamadım gideceğimi...

Salı, Ocak 22, 2013

Blogdan mektup çıktı

Özlediğin kadar özlendiğini bilmek güzel :)
Geçen mektup çıktı postadan Onur ve Can'dan, döndüğümde beraber yapmak için planladıkları etkinliklerden bahseden. Turgay, Gökhan ve Alper'in gtalktan birlikte mesai daveti geldi. Sonra bir video buldum gelen kutusunda Pınar'dan, fotoğraflarımızdan oluşan, özlem dolu. Bugünse blogdan mektup çıktı. İş yerimi özlememin sebeplerinden birinin blogundan. Uzun mektuptan gönlümde taht kuran iki numune cümleyi not düşelim biz de blogumuza: "Sen varken ve sen yokken… Enerjimizi tamamlıyormuşsun aslında sen. Şimdi biraz eksik kalıyor." ve "İyi ki varsın, gerçekten daha iyi anlıyorum sen yokken… Etkin istatistiksel olarak anlamlı."

Cumartesi, Ocak 19, 2013

Görmemiş kar görmüş

Dün kar yağdı buraya kış boyunca ilk kez.
Üniversiteyi tatil ettiler, kar başladıktan bir süre sonra.
Bugün de ünivesitenin 10'da açılmasına karar verdiler.
Gülmek için fotoyu inceleyin :)
Üst taraf tatil ettikleri sırada üniversitenin hali.
Aşağıdaki de bugün; bulabildiğim en büyük kar yığının fotosu.
Dün çocuklar kardan adam yapma çabasına girmişti de, geriye kalanlar...

Çarşamba, Ocak 16, 2013

Süreğen Baş Ağrısı

Evet efendim kendime süreğen baş ağrısı teşhisi koydum. Süreğen lafını biraz önce keşfettim. TDK kronikle eşanlamlı olarak veriyor. Vesile ile müzmin kelimesinin de benzer bir anlama geldiğini öğrendim. "Müzmin bekar" tamlamasının nereden geldiği anlaşıldı. Süreğen'in karşılığı: Ne kadar süreceği belli olmaksızın sürüp giden, müzmin, kronik :) 

Gelelim baş ağrıma, sebep olarak iki tane olasılık olduğunu düşünüyorum, ikisi de kulak kaynaklı:
a) Dişim ağrıyor, kanal tedavisi gören, oyula oyula içinde sinir kalmamış dişim olduğunu tahmin ediyorum, ama hala nasıl hissettiğimi çözemiyorum. Diş ağrımın kulağıma vurduğunu düşünüyorum.
b) NY'dan döndüm döneli öksürüyorum. Bugünlerde epeyce azaldı, ama hastalığı bir şekilde kulağa doğru göndermiş olduğumdan şüpheleniyorum.

Konuyla ilgili önerileri almak istemiyorum, nitekim doktora gitmem gerektiğini savunacak bir kitle var gibime geliyor. Yanlış anlaşılmasın, sigortam falan da var, ama uyuzluk değil mi işte... Küçük bir tedavi uyguluyorum: yüksek sesle Duman dinleme :) Biliyorum çok yerinde gibi gelmiyor KULAĞA!

Pazartesi, Ocak 14, 2013

facetime

Facetime sayesinde Türkiye'deki sürpriz doğum günü partisine katıldım bugün. Ben de bir posta sürpriz diye bağırıp, zıpladım, azıcık hevesimi aldım. Facetime vb. olmasaydı nasıl geçerdi buradaki zamanım acaba, merak ediyorum. Yüz bin milyon milyar bin beş katı çok özlerdim kesin. Ve kesin daha çok ağlardım...

Pazar, Ocak 13, 2013

Popüler Yayınlar

Popüler Yayınlar uygulamasını eklediğimde bloguma, bu kadar değişik şeyler fark edeceğimi bilmiyordum. Genel olarak en çok tıklanan iki yayınımın ¨Krem Karamel¨ tiyatro oyunu ve bölüm koridoruyla ilgili olanlar olması epey tuhaf geliyor örneğin. Tüm liste değişiyor, onlar sabit kalıyor. Her ikisine de görsellerden ulaşılıyor diye tahmin ediyorum. Birinde tiyatronun afişi var, diğerinde de benim çektiğim koridor fotoğrafı. 
Çoğu zaman birilerinin tıklaya tıklaya listeye soktuğu yazılar da hoşuma gidiyor, ben de girip okuyorum, nostalji yaşıyorum. Hele hele bugünlerde blogumda dolaşmanın benim için büyük bir keyif olduğu düşünülürse.
Nadirense üzüyor, nicedir kedimizle ilgili olan yazı bir görünüp kayboluyor mesela, tekrar tekrar aklıma geliyor :(

Cumartesi, Ocak 12, 2013

Bir bahar şenliği olmalıydı hayat!

Bir bahar şenliği olmalıydı hayat. Yemeli, içmeli, öpüşmeliydik; tıpkı yaptığımız gibi şenliklerde. Sarılmalı, gülüşmeli, yuvarlanmalıydık çimenlerde. Top oynamalı, koşturmalı, acıyana kadar ayaklarımız ya da kalbimizin sesi duyulana kadar dışardan, zıplamalıydık. Müziğe ayak uydurup, sabahlara kadar yorulmadan ve çekinmeden dans etmeliydik. Bağıra bağıra söylemeli şarkıları, arada purolarımızdan bir fırt çekmeliydik. Battaniyelerimiz yerlerde, biz üstünde, tepişmeliydik. Fotoğraflar çekmeliydik, tüm dişlerimizi gösterdiğimiz, en büyük gülümsemelerimizle. Sarılmalıydık, her zamanki gibi insan ayırt etmeden kucaklaşmalı, kol kola dolanmalıydık. Bitmemeliydi şenlik, o sevdiğimiz grup hiç inmemeliydi sahneden.

Kaybetmemeliydik masumiyetimizi, herkesi kendimiz gibi güzel sanmalıydık ve dünyayı iyi bir yer, yaşamı ise anlamlı. Kötüler masallardaki karakterlerle sınırlı kalmalıydı. Numaraları, yalanları, oyunları tatmamalıydık. Almamalıydık dünyanın yükünü omuzlarımıza. Dünya yük olmamalıydı.

Kahretsin! Hiç öğrenmemeliydik "yenik düşüyor her şey zamana, biz büyüdük ve kirlendi dünya" ne demek. Bir bahar şenliği olarak başlamalı ve bitmeliydi hayat...