Pazar, Mart 30, 2014

Kesik Ses - Seçimler

Yine niye kesildi sesim? Tabii ki ülkenin içinde bulunduğu vaziyetten. Cemaatle hükümet birbirine daldı, ortaya çıkan hırsızlığın yolsuzluğun hesabı yok. Yayılmasın diye Twitter'la YouTube'u bile kapattı adamlar. İnsan hükümetin yaptıklarına mı üzülsün, cemaatin hükümetten güçlü olmasına mı kestiremiyor. Yoksa bunları boş verip, hala bunları dinleyen halka mı üzülsün. 'Üzülmek' yetmez; kızmak, delirmek, içi katılmak, perişan olmak, söyleyecek söz bulamamak, sinirlenmek, kudurmak vs. vs.
Bugün yerel seçimler vardı, sonuçları beklerken biraz ses vereyim dedim, beni topyekün bir sessizlik mi bekliyor, biraz umut mu göreceğiz :/

Salı, Şubat 25, 2014

Kaybolan Diş

Dişimi çektirdim, 20'lik falan değil, bildiğin dişimi. Günlerce dinmedi ağrısı, ne öncesi ne sonrası...

Salı, Şubat 18, 2014

Doğa Gezmesi

Hafta sonu Sünnet Gölü'ndeydik, Doğal Yaşam Oteli'nde. İstanbul, Ankara ve Tokat şehirlerinden toplandık, Adrasan'daki yaz tatilimizin kış versiyonunu yaptık. Çok keyifliydi. Hem Cumartesi hem Pazar gölün etrafında yürüdük, bol bol güldük, hasret giderdik. Cumartesi gecesi daha önce hiç şahit olmadığımız bir sahne performansıyla eğlendik. Aslında müzik öğretmeni olan gecelerin adamı Fatih'e bayıldık... Şimdi bir de bahar tatili planlamak lazım...

Not: Tavşanların huzur dolu aşkının ardından görünen göl fotoğrafı tarafıma aittir ve bana çok keyif vermektedir :)

Pazartesi, Şubat 03, 2014

Pinhan

Yeni bir kelime öğrendim. Hoşuma gitti...
PİNHAN: sıfat Gizli, saklı, gizlenmiş*

*Kaynak TDK

Cumartesi, Şubat 01, 2014

Genişleyen özlem listesi

Tost yedim bugün ve biberli peynir -namı diğer Pepper Jack Cheese düştü aklıma. Onunla yapılan tostlar ne güzel oluyordu dedim. Özlem listesini bir kez daha genişlettim.

Pazar, Ocak 26, 2014

Chocolate Chip Cookies

Pazar günü neşesi olarak bol cevizli, fındıklı, çikolatalı kurabiye yaptım. Amerika özlem listemdem bir parça, chocolate chip cookie :) Bu işin uzmanı haline gelmiş Yasemin'inki kadar güzel mi oldu hayır, özlemimi giderdi mi evet :) 

Nasıl mı yaptım? Tarifi http://kitcheninred.com/blog/2014/01/19/damla-cikolatali-kurabiye-3-chocolate-chips-cookies/ adresinden aldım... Tamamına uyduğum söylenemez, benim yapma versiyonum biraz uyduruk, o da aşağıda :)

 

Malzemeler
  • 113 gr oda sıcaklığında yumuşamış tereyağı
  • ½ cup (100 gr) beyaz toz şeker
  • ½ cup (90 gr) esmer toz şeker
  • 1 yumurta (oda sıcaklığında)
  • 1 tspn (5 ml) (yarım poşet) toz vanilya
  • 1 + ¼ cup (150 gr) un
  • 1 tbspn (15 gr) mısır nişastası
  • ½ tspn (0,25 gr) karbonat
  • ½ tspn (0,25 gr) tuz
  • 1 cup (150 gr) damla çikolata
  • 1 cup (150 gr) dövülmüş ceviz veya fındık
 Yapılışı
  • Tereyağı ve toz şekerleri yoğurdum
  • Yumurtayı ve vanilyayı ekleyip çırptım
  • Un, mısır nişastası, karbonat ve tuzu ekleyerek yoğurmaya devam
  • Damla çikolata, ceviz ve fındıkları ekleyip yoğurmaya devam
  • Kapağı kapalı olarak buzdolabında yarım saat beklettim
  • 20 kadar kurabiyeye şekil verip (alt-üst modunda 180 dereceye ısıttığım) fırına attım. 
  • Yaklaşık 15 dakika pişirdim.


Cumartesi, Ocak 25, 2014

Kültür-Sanat

Kış sezonunda kültür sanat etkinlikleri artıyor ya, işte bu hoşuma gidiyor.
Geçtiğimiz günlerde Bilkent Senfoni Orkestrası'nın yeni yıl özel konserini, bir de La Boheme operasını izledik. La Boheme adında (aynı kitaptan esinlenilmiş) iki ayrı opera bestelendiğini bilmiyordum, yeni öğrendim.

Ya insan nasıl böyle bir şey besteleyebilir, her bir müzik aletinin ne çalacağını nasıl yazabilir, onların ortaya çıkaracağı bütünü nasıl hayal edebilir aklım almıyor, her seferinde büyüleniyorum...

Gelelim sıradaki etkinliğimize STOMP! Hani şu süpürgeler, çöp kutuları ile müzik yapıp dans eden grup. Türkiye'ye geliyorlarmış, biz de kaçırmayacağız bakalım.

Sırada bale var, Kont Dracula, maalesef 30'undaki gösteriye yer bulamadık, biletlerin satışa çıkması ile bitmesi bir oldu. Bir dahaki gösterime artık.

Bir de sıradaki gideceğim resim sergisini söyledim mi bu iş tamam: Nezafet Özlütürk... Resimlerini beğeniyorum, kim bilir belki duvarlarımızı şenlendirir bir resmi ile :)

Pazartesi, Ocak 20, 2014

Bilincimin altında Fazıl Say

Rüyamda Fazıl Say'ı gördüm. Say Türkiye'ye fazla, hem de çok fazla ve tıpkı benim gibi o da kıyıp, bırakıp, s* edip gidemiyor sanırım. Şu boktan halinde, bu memlekette direnmesi ondan galiba. Ondandır belki fırlaması benim de bilinç altımdan...

Cumartesi, Ocak 04, 2014

Gez-Gör-Ye: Eskişehir

Yılbaşı kutlaması için gittiğimiz Eskişehir seyahatinin detaylarını verelim, bence 2 günlük hava değişimi için uygun, her zaman yapılabilir. Kim bilir bu yazı birilerinin işine de yarayabilir ;) O sebeple mekan isimleri ve mümkün olduğunca fiyatlarla gideceğim...
Ankara'dan hızlı trene bindik 1,5 saat sonra Eskişehir'in göbeğine iniverdik. Tren biletleri gidiş-dönüş 40 tl tuttu. Biz Porsuk'un kenarında Ada Life Otel'de* kaldık. Trenden otele yürüdük. Oda başına 250 tl verdik. Kahvaltı dahil. Otel temizdi, hizmet düzgün, personel ilgiliydi. 3 yıldızlı bir otel, ama çok daha kötü 3 yıldızlılar görmüştüm. Kaliteli bir 3 yıldızlı demek mümkün. Otelin hemen altında barı var, oldukça sempatik bir yer, adı Travelers'**. Fiyatlar Ankaralılara oldukça güzel geliyor. Sadece bu barda değil, genel olarak her mekanda. Biz bu Travelers' da mini bir hoş geldik seramonisinin ardından, Mezze Balık Restaurant'ına geçtik. Ankara'da alıştığımız bol yoğurt, ot çöp gibi mezelerden farklı lezzetler vardı. Bol bol balık mezesi yedik. Porsiyonlar büyüktü ve hizmet iyiydi. Mekan hoştu. Tüm masalar doluyken bile hiçbir aksilik, bekleme yaşamadık. Oradan da Ankara'ya göre makul bir fiyatla kalkabildik. Bu arada Mezze'ye de yürüyerek gittik.
Ertesi gün otelde kahvaltı ki kahvaltının kalitesi de benim beklentimin üzerindeydi diyebilirim. Çok çeşitli peynirler, biber kızartma gibi 2-3 çeşit zeytinyağlı, yeşillikler, poğaçalar, kurabiye, kek vs vs. Odayı boşaltıp valizlerimizi resepsiyona bırakmanın ardından Odunpazarı'na geçtik. Tabii yine yürüyerek, gerçi tramvayla da gitmek mümkünmüş. Odunpazarı Evlerinin aralarında dolandık, Atlıhan El Sanatları Çarşısı ve Lüle Taşı Müzesi'ni gezdik. Atlıhan El Sanatları Çarşısı'nın hemen karşısında Köfteci Ahmet'te Balaban köftesi yedik. İskenderin köfte ile yapılmış versiyonunu düşünün, benim tam ağzıma layık bir lezzet, ancak köfteyi çok baharatlı (acı anlamında demiyorum) bulanlar da oldu. Köftenin porsiyonu 7 tl idi. Ve tabii çibörek yemeden dönmedik. Kırım Kültür Çibörek Evi'ne gittik. Çibörekçide mantının da tadına baktık, bir de samsa tatlısının. Samsa tatlısı baklava benzeri şerbetli bir tatlı, içinde incir ve ceviz var. Ben şerbetli tatlı düşkünü biri olmadığım için çok anlaşamadık kendisiyle ama oraya kadar gitmişken denemek lazım derim. Burada da fiyatlar makuldü, mantı ve tatlıyı ortaya söylediğimiz için net fiyatları veremesem de adam başı 10 tl ile kalktık.

*http://www.adalifeotel.com/
**http://travelerscafe.com.tr/

Yeni Yıl - 4

2013'ü de iki arada bir derede bitirdik yahu. Ne ara gelip, ne ara, nereye gidiyorlar anlayamıyorum şu yıllar. Bu yıl da Dalsu-Can-Hakan-Başak-Onur ekibiyle 4. geleneksel yeni yıl aktivitemizi gerçekleştirdik. Bunun detaylarını bir başka yazıda vereyim, bu yazıda şöyle geçmişe bir yolculuk yapalım, daha not düşmediysek, not alalım:
2011'e Bolu Petro Club'da Nilay-Dalsu-Can-Hakan-Onur-Gökçe-Necati-Kuthan-Öykü-Görkem gibi oldukça kalabalık bir ekiple girdik. Ertesi gün güzel bir kahvaltı, kar yürüyüşü...
2012'ye girerken Kızılcahamam'da Emre'nin bir arkadaşının yerinde kalmıştık. Nilay-Dalsu-Hakan-Başak-Emre-Gizem-Kuthan-Can-Onur ve arkadaşları ile akordeon çalan süper şirin bir amcanın müziği eşliğinde girmiştik yeni yıla. Gerçi Onur-Can ve arkadaşları 12'yi odalarında karşılamışlardı :)
2013'e Ankara'da Onur'un evinde Nilay-Gürkan-Dalsu-Can-vd. Vodka University'nin devamı niteliğinde bir partiyle merhaba dediler. Bense Amerika'daki 4 ayımın sanırım en sıkıcı gecesini yaşayarak girdim 2013'e. Hmm memleket benim girişteki sıkıntılarımdan mı battı acaba.
Bu yıla ise Dalsu-Can-Hakan-Başak-Onur ile Eskişehir'de girdik, maalesef Kuthan son anda gelemedi.

Cumartesi, Aralık 14, 2013

Okuyunuz Okutunuz

Oğullar ve Rencide Ruhlar'ı okuyup Alper Kamu ile tanışın sonra Cehennem Çiçeği'ni kendiliğinizden alıp okursunuz. Alper Canıgüz, favori yaşayan Türk yazarlarımdan. Öyle çok da yok ha, yanlış anlaşılmasın, 3 tane falanlar zaten. Boyun fıtığımın tek keyifli yanıydı, duraksamadan bu kitabı okuyabilmiş olmak...

Cuma, Kasım 29, 2013

Tüm insanlı ilişkilere kendimi kapatasım,
Kalın kabuğuma çekilip,
Bir gülücüğümü esirgeyesim,
Tavşan olup dünyaya küsesim var...

Çarşamba, Kasım 27, 2013

Boyun Fıttırması

Ailenin fıtık özgeçmişinde yerimi perçinledim. Fıtığıma fıtık ekledim. Önceki yıllardaki merdivenden düşmem ya da araba kazamdan kaynaklanıyor gibi görünüyor, tetikleyicisi ise sinirlenmiş ve üzülmüş olmak anlaşılan. Sinirlenmek iyi gelmiyor sinirlere bir kez daha anladım. Ne zaman sinirlensem bel fıtığım azardı, artık boynuma da vuracak. Boynumdaki 5 ve 6. omuru fıttırtmışım.
Ayın 18'inde ağrım başladı, benim yok arkadaş bu tutulma, çarpılma falan değil demem Perşembe'yi buldu. Cuma günü ise yataktan kalkmayı beceremedim. Kocacığım da 10 gündür fuardaydı, annemi aradım, beni alın doktora götürün diye. 10 gün raporluyum, yatıyorum. Bir tek tuvalete kalkmaya iznim var. Bilgisayarda bir şey yapmak zor, ancak tv seyredebiliyorum. Çok sıkıcı. Zaten istesem de kalkmak epey zor, kafamı kocacım kaldırıyor, bir bardak suyu taşıyamıyorum, yemeğimi kendim yiyemiyorum, acıdan gözümden yaş geliyor.

Güncelleme: 2'si Pazartesi işe dönüyorum, ama doktora kalsa 1 ay yatmalıydım. Kalkmama izin verdi ama kontrollü gidip gel dedi. Boyun egzersizi ve bol yüzme verdi ödev olarak. Bir de passifloralı şeker aldım ben, her ihtimale karşı toplantı öncesi yemelik...

Perşembe, Kasım 14, 2013

Guacamole

Guacamole yaptım. Amerika'dan özlediğim lezzetlerden biri...

Şurada tafini yazmışlar. Gerçi ben tarife gerek duymadım yaparken :) Tarif sizler için...
http://mutfaksirlari.com/guacamole-avokado-sos.html

Malzemeler:
  • 3 adet olgun avokado
  • 1 adet orta boy domates
  • 1 adet küçük boy soğan (varsa kırmızı soğan)
  • 1 adet jalapeno biberi ya da köy biberi
  • 1 diş sarımsak
  • 3 yemek kaşığı limon suyu (varsa lime-yeşil limon)
  • 1 çay kaşığı tuz
  • Karabiber (damak tadınıza göre)
  • 2 yemek kaşığı ince kıyılmış kişniş ya da maydanoz
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
Yapılışı:
  1. Avokadoyu bıçakta iki parçaya bölün. Çekirdeğini çıkartıp içini kabuğa zarar vermeden bıçak yardımıyla doğrayın ve bir kaşık ile derin bir kaseye alın.
  2. Soğanı ince ince yemeklik kıyın. Sarımsağı ezin ve soğanla birlikte kaseye aktarın.
  3. Domatesin çekirdeklerini çıkartmadan küçük küçük doğrayın. Biberin çekirdeklerini çıkarın ve aynı şekilde küçük küçük kıyın.
  4. Doğradığınız tüm malzemeyi kaseye alın.
  5. Tuz, karabiber, limon suyu, kıyılmış maydanoz (varsa kişniş) ve zeytinyağını kaseye aktarıp iyice karıştırarak servis yapın.

Pazar, Ekim 20, 2013

Chios

Bayramda Sakız Adası'na gittik ailecek (büyük ailecek - babanne, amca, yenge, anne, baba, kardeş, eş). Daha önce 4-5 tane Yunan adasına gitmiştim, ama Kos ya da Sakız gibi burnumuzun dibinde olanlara, feribotla 40 dakikada geçilenlere değil. Sanırsın Türkiye, adanın yerlisi Türklerle içli dışlı, demleme çaydan Türk kahvesi ikramına kadar her şey var. Çoğu Türkçe konuşuyor, bol bol şakalaşıyor. Sakız güzel, ama tahmin edeceğiniz gibi kaçırılmaz bir yer değil. Çeşme'den feribotla geçtik, gidip gelmesi gayet rahat. Orada da araba kiralayıp gezdik. Kısa bir değişiklik yapayım derseniz gidebilirsiniz :)

Çarşamba, Ekim 09, 2013

Konser bitmesin

Konser sezonunu açtık, en son Olimpos'ta keşfettiğim grubu yazmıştım, Luxus! Bu ara bol bol dinliyorum.
Onu geçelim, esas gelelim Ankara konserlerine! Pink Martini, Goran Bregovic, Anjelika Akbar ve geçen Pazartesi de HÜ Senfoni Orkestrası konseri olmak üzere hızlı bir konser takibi işine girdik. Hepsi ayrı cins, hepsi ayrı güzel.
Pink Martini konserine daha önce 2 ya da 3 kez gitmiştim. Ancak solist olarak Storm Large'ı hiç sahnede izlememiştim, oldukça beğendim, hiç böyle bir sahne hakimiyeti görmemiştim desem yeri. Doğal, güzel ve seksi biri bana göre...
Bregovic sağ olsun Türkiye'ye hep aynı ekiple geliyor, iyi de ediyor, Düğün ve Cenaze favori albümlerimizden zaten. Her yıl aynısı olsun, her yıl gidelim.
Akbar'ın özellikle Su isimli bir albümünü döndüre döndüre dinlerdim, ancak hiç canlı performansını izlememiştim, o da oldu, fena da olmadı. Tabii diğer canlı, capcanlı ve kalabalık konserlerden sonra biraz sessiz, biraz fazla dingin geldi...

Cuma, Ekim 04, 2013

Tam anlamıyla "Sahilde Kafka"

Yeni bir seri kitap siparişim geldi. 4 yeni kitap okuma listeme girdi, onlardan duyduğum heyecan, bana ne zamandır günlüğe kitaplarımı not düşmediğimi hatırlattı. Ucundan başlayalım:

Bu yaza Sahilde Kafka ile başlangıç yaptım, Haruki Murakami'nin okuduğum ilk kitabıydı. Bilgehan yazarın övgüsünü duyup hediye almış sağ olsun. Yazarla tanıştığım için mutluyum. Oldukça enteresan biri. Kitapta çok fazla metafor var, biraz karışık geliyor ve tam anlamıyla da bir yere bağlanmıyor gibi bir his veriyor, okurken acaba anlayabiliyor muyum diye kendimden şüphe etmedim değil. Daha sonra okuduğum bir röportajında, Sahilde Kafka'nın anlaşılması için en az 2-3 kez okunması gerek dediğini öğrendim yazarın. Yine de keyif aldım ve etkilendim diyebilirim. Altını çizdiklerim:

"Kedi bir an ne yapması gerektiğini kestiremedi. Sonra sanki bir şeylerden vazgeçmiş gibi konuştu.
 -Hmm... Sen konuşabiliyorsun demek.
- Evet. dedi yaşlı adam."

"Normal olmamak ile farklı olmak arasındaki ayrımı henüz tam olarak anlayamıyordum."

"Üstün nitelikli tamamlanmamışlık insanın bilincini tahrik eder, konsantrasyon yeteneğini artırır."

"Başına buyruk tezler, içi boş laflar, dağınık ideolojiler, kalıplaşmış sistemler. Beni gerçekten korkutan, böyle şeyler işte."

Çarşamba, Eylül 25, 2013

Doyamadım tatillere - Alışamadım bölüme

Doyamadım tatillere... Tatile kafam gelmese daha iyi olacak ama kader utansın ayrılamıyoruz. O yüzden yetmiyor tatil, yeterince dinlenmek mümkün olmuyor. Battıkça batan bir ülkede, pis bir dünyada yaşamak, safi zarar bir türe ait olmak, akıllara ziyan...

Bu yaz gezdim aslında, sezonu Prag-Viyana turu ile açtık. Hatta tura Münih bile sıkıştırdık. Turgay'ın eşliği ile keyifli bir gezi oldu. Prag'da trenle Pilsen şehrine - Pilsen biralarının doğduğu yere geçtik, bira fabrikası gezdik. Fıçılarda yapılan biraları gördük. Ben Viyana'ya bayıldım. Avrupa'daki favori şehrim ilan ettim kendisini.

Sonrasında annemlerle 1 hafta Antalya / Xanadu yaptık, sincap kovaladığımız bir tatil :) Birkaç hafta peşinden bir Antalya daha patlattık, bu sefer Adrasan. Ama bu sefer bomba ve alışılmadık bir grupla. Vildan, Gonca, Gökhan, Pınar, Fatma ve Turgay'la bir yeniden buluşma denebilir. Geçen hafta ise Bodrum.

Bu hafta ise Ankara! Acı gerçekler! Kayıt haftası! Bölüm hatta üniversite Kızılay'da bir sebze meyve pazarı gibi. Seçmeli ders kapmaya çalışan öğrenciler, yeni düşmüş, kampüste kaybolan çömezler. Dönemin başından devamsızlık pazarlığı yapan çakallar. İşin kötüsü geçen dönemden beri danışmanlığım da var artık.

Acımasızca soğuyan hava, yoğunlaşan trafik, dolaptan çıkan montlar, asılmış suratlar. Ne diyelim hoş geldin sonbahar...

Perşembe, Eylül 12, 2013

Luxus - Bir Kadeh Daha Ver



Antalya'da bir Olimpos gecesinde Eski Yeni'de Luxus'un keşfi... 
Ada Sahilleri de favori parçalarımdan.

Not: Dostlarla (Turgay'ından Gökhan'ına, Gonca'sından Vildan'ına, Pınar'ından Fatma'sına tam 12 kişilik bir ekiple) Adrasan'da tatile gidildi. Deniz Otel'de kalındı. Çok eğlenildi. Bunlar da not düşüle, güzel günlerde yazıla...)

Çarşamba, Eylül 11, 2013

Yeminlen çok bunaldım artık!

Tam bir parça toparlar gibi oluyorum ruhumu, yeniden başlıyorlar daraltmaya.
Duyarsızlaşmak zorunda hissediyorum, yoksa nefes alamıyorum.
Duymamış gibi ise hiç yapamıyorum, yine kesiliyor nefesim.
Özetle ben her koşulda boğuluyor, devamlı ağlıyorum...

Not: 22 yaşında biri daha öldü gezi olaylarında...